Kafkaesque Bir Rüya
- saricasevde
- 3 saat önce
- 2 dakikada okunur
Derin Esin, o sabah her zamanın aksine alarm sesine değil, diz ağrısına uyandı. İlk defa yaşadığı bu durumu not almak için zorla yataktan kalkarken belinin de kendisini öldürmeye çalıştığını hissetti. Uykuyu gözlerinden ittirip odaklandı, zar zor da olsa ayağa kalktı. Masasına ilerledi. Masadaki aynada kendisini görünce çığlığını tutamadı.
Derin Esin, o sabah kendisini 70 yaşındaki bir kadına dönüşmüş olarak buldu.
Tekrar uyumaya çalıştı. Belki uyandığında bu kabustan kurtulurdu. Dinç zihni, yaşlı bedeninin uyumasına izin vermedi. Kalktı. Evinde bir tur attı. Kimse yoktu. Annesi, babası, kardeşleri hiçbir zaman var olmamış gibiydiler.
Temiz hava almak için dışarı çıkmaya karar verdi Derin. Kendi deyimiyle bir teyzeydi artık. Öyle giyinmeliydi. Dışarı çıktı ve her zaman beklediği otobüsü beklemeye başladı. Her sabah aynı saatte bindiği otobüs tanımadığı öğrencilerle doluydu bu sefer. Bindi. Bir gencin acıyan gözlerle- biraz kin de sezmişti Derin bu bakışlarda- kendisine bıraktığı yere oturdu. Otobüs camında kendisine baktı. Koyu kahverengi gözleri kırışmış, küçülmüştü. Her sabah taktığı kulaklığının bu sefer ne kadar absürt durduğunu düşündü. Kendisiyle göz temasını bırakmadı, camda yüzünü inceledi. Övündüğü gür saçları seyrelmiş, ağarmıştı. Kaşları da arada beyaz beyazdı. Ağzının kenarındaki çizgiler, biri kalemle üstünden geçmiş gibi derin ve belirgindi. Yanaklarındaki hafif kırmızılığın yerini nokta nokta güneş lekeleri almıştı. Boynunun derisi sıkılığını kaybetmiş, iyice kırışmıştı.
Derin Esin ilk defa yüzüne yargılamadan, anlamak istercesine bakıyordu. Burnuna duyduğu nefreti, gözlerinin asimetrikliğini unutmuştu. Sanki ilk kez kendisini salt bir insan, doğanın aciz bir parçası olarak algılıyordu.
Bir süre sonra inip başka bir otobüse bindi. Saatler ilerledikçe otobüsteki öğrenciler yerini ofis çalışanlarına bırakıyordu. Derin Esin, yetişkinlerin gözlerini ondan kaçırdığını fark etti. Ondan korkuyorlardı. Ayaklı bir ölüm habercisiydi o. Ellerine baktı Derin. Zariflikleriyle tanıdığı elleri şimdi kırış kırış olmuştu. Anneannesinin ince uzun ama hep yorgun ve hareketsiz ellerini hatırladı.
Öğlene doğru 70 yaşlarında başka insanlar doldurmaya başladı otobüsleri. Hep komik bulduğu teyze diyaloglarından birinde rol aldı. Bir aile uydurdu kendisine. Vefat etmiş bir koca, biri hayırsız biri hayırlı iki evlat. Konuştuğu kadının aksine onun kocası çok ağırbaşlı, efendi bir adamdı. Bir günden bir güne sofradaki yemekler hakkında kötü bir yorum yapmamıştı.
-Allah taksiratını affetsin! deyip rolüne son verdi Derin. Yeterince ikna edici olmuştu.
Otobüsten indiğinde hep geldiği çarşıda buldu kendini. Dizleri ağrıya ağrıya çarşıda dolandı. Bir tuhafiyecinin önünde durdu. Örgü iplerini inceledi. Teyze almayacaksan bari yolu tıkama diye bağırıverdi dükkân sahibi. Şaşırdı, hem kendisine teyze diye hitap edilmesine hem de adamın beklenmedik sinirine. Oradan uzaklaştı, yanından okuldan kaçtıkları belli olan bir grup lise öğrencisi geçti. Gerçeği onlara anlatsa ciddiye alınmayacağını fark etti. Muhtemelen bunadığını düşünürlerdi. Bir daha genç olamayacağını hatırladı.
Derin Esin, ilk defa ölüm korkusunu tattı.
Karanlık düşüncelerini görmezden gelip eve geri döndü. Üstünü değiştirirken aynada vücudunu inceledi. Göğüsleri sarkmış, kolları incelmişti, gözleri göbeğindeki yaralara, çatlaklara takıldı. Sandığının aksine, bunlar onu korkutmadı. Üstünden koca bir ömür geçmiş bir kadının uzuvlarıydı bunlar. Kilo almış, kilo vermiş, belki doğum yapmış, yaralanmış, iyileşmiş, sevilmiş ve bir gün ölecek olan bir kadının yorgun vücudu. Artık kimse güzel olmasını beklemiyordu ondan, görünmez olma pahasına bile olsa, sadece kendisi olmasına izin vardı. Derin Esin, ilk defa kendisini anneannesiyle, babaannesiyle, yüzü kırışmaya başlayan annesiyle empati yaparken buldu. O, ölecekti. İnanmasa da ölüme, ölecekti.
Yatağına uzandı, öleceğini kabullenmişti. Yaşadıklarını kabullendiğinden emin olmamasına rağmen.
Derin Esin, ertesi sabah annesiyle kardeşinin kahvaltı hazırlama seslerine uyandı. Tuvalete koşup telaşla suratına baktı. “Şükürler olsun...” 17 yaşındaki hatları onu karşılamıştı.
-Anne! Rüyamda ne gördüğüme inanamayacaksın...
Sevde Sarıca






Yorumlar